Kaynak: http://www.turkleronline.com/bilmece/bilmece.htm Alıntı günü: 22.Dukuz.2008 (22.Eylül.2008) Bilmeceler Bilmecelerin kökeni* “Anadolu halkının özelliklerinden, başarılarından biri de bilmece konusunda görülür. Bilmeceler halktaki anlayış yetisinin yaşamsal ışımalarıdır. Onları kimin türettiği, kimin, ne zaman söylediği bilinmez. Toplum düşüncesinin böylesine ortak bir ürünüdür. Anadolu’da aşağı yukarı bütün doğa varlıklarıyla, insan davranışlarıyla, araçlarla ilgili bilmeceler vardır. Bilmecelerde genellikle iki özellik göze çarpar. Biri, bilmecenin, bir şiir niteliği taşıması, şiiri kuran özlerin, onda yer tutmasıdır. Bilmecenin dokusunu ören şiir iplikleri ona ayrı bir tat, ayrı bir sevimlilik, bir yumuşaklık kazandırır. Böylece bir sanat yaratması olup çıkar bilmece. Öteki, bilmecenin bir tekerleme niteliğinde oluşudur. Tekerleme niteliği taşıyan bilmecelerde sözlerin belli bir anlamı yoktur. Bilmeceler yapı bakımından ikiye ayrılır. İlkin birbirine benzeyen, aralarında ses uyumu bulunan sözlerin (bunlar uydurma da olur) sıralanışı. Bu durumda bilmece bir müzik uyumu taşır. Sözler arasında, uyumun sağladığı anlamsız bir bir bağlantı vardır. Daha doğrusu bilmecenin anlamı ikinci bölüme sığdırılır. Birinci bölüm çoklukla bir giriş niteliğindedir. İlk bölümde ses uyumuna, kolay söyleyişe, ikinci bölümde anlama önem verilir." (İsmet Zeki Eyüboğlu, Anadolu İnançları, Anadolu Üçlemesi 1, Toplumsal Dönüşüm yayınları.) A harfi ile başlayan bilmeceler Ağaca çıkar insan değil Yazı yazar imam değil (Salyangoz) (Z. Eyüboğlu) Ağaç başında al yanaglı gız (Azerbaycan'da) (Elma) (S.Sakaoğlu) Dal üstünde al yanaklı oğlan (Türkiye'de) (Elma) (S.Sakaoğlu) Aksaray ortasında Sarı papaz oturur (Yumurta) (Z. Eyüboğlu) Ampaar ihiger otut ikki kuruppaaskı sıtar ühü (Saha lehçesinde, Türkiye Türkçesi ile aşağıda) Ambar içinde otuz iki keklik yatar. (Ağız, dişler) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Allah yapar yapısını Demir açar kapısını (Karpuz, salatalık) (Z. Eyüboğlu) Ahi geldi mahi geldi (Misafir) (S.Olcay) Altı harman Üstü orman (Alın) (Z. Eyüboğlu) Ag yere tohum seperler (Yazı) (S.Sakaoğlu) Alçak uçar Beyaz beyaz açar (Değirmen) (Z. Eyüboğlu) Ağzı açık alamet İçi kızıl kıyamet Yaş koydum kuru çıktı Salli ala Muhammed (Fırın) (Z. Eyüboğlu) A menim al yastığım İçine un bastığım (Azerbaycan'da) (İğde) (S.Sakaoğlu) A benim al yastığım İçine un bastığım (İğde) (S.Sakaoğlu) Altın cehennem Üstü cehennem Ortası cennet (Ateş böceği) (Z. Eyüboğlu) Bert kihi ahılıga suox sılcar ühü (Saha lehçesiyle, Türkiye Türkçesi ile aşağıdadır) Azıksız gezen yiğit. (rüzgar) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Aşgalanın fahişesi (Surfa) (S.Olcay) Arddır, urddur, arnawuddur Ağzi yohdur, adam gapar (Isırgan) (S.Olcay) Aldır onun tepesi Yeşildir hem cüppesi Kara kara küpesi (Karpuz) (Z. Eyüboğlu) Alaca garga Yendi harga Hargi gurutdi Suyi durultdi (Galay) (S.Olcay) Ağ tarla gara tohum El eker dil toplar (Kağırtnan yazi) (S.Olcay) Aldım ele, vurdum yere Tu allah belan vere (Sümüh) (S.Olcay) Aşşahdan gelir mami hatun Elleri gınali hatun Ketan köyneh gäymiş, ivi bellinmez Guş dili söyler, dili bellinmez (Gaz) (S.Olcay) Allaranan bitiihit bitiyer, üöhenen ünküühüt ünküülüür ühü (Saha lehçesiyle söylenmiştir, Türkiye Türkçesi ile aşağıdadır) Aşağıda oyuncu oynar, yukarıda rakkas raks eder. (Atın dudağı, kulağı) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Ağaca çıkar adam değil Boynuzu var öküz değil Yazı yazar kâtip değil (Salyangoz) (Z. Eyüboğlu) Alçacık katır Yüklenir bakır (Sacayak) (Z. Eyüboğlu) Ağaç ağlı bir adam. (Kaşık) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Alti öküz yüzi geçi Oni gezdiren bir gişi (Mes) (S.Olcay) Altı manda üstü keçi Minareye çıkarken gördüm (Ayakkabı) (Z. Eyüboğlu) Aşağı iner güle güle Yukarı çıkar ağlaya ağlaya (Su kovası) (Z. Eyüboğlu) Ayağını kaldırmayan yağız kısrak. (el kantarı) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Aptes alır namaz kılmaz Cemaatten geri kalmaz (Cenaze) (Z. Eyüboğlu) Ayva gibi sarıdır Elma gibi suludur (Portakal) (Z. Eyüboğlu) Altı kaya üstü kaya İçinde sarı maya (Yumurta) (Z. Eyüboğlu) Altmış para Yetmiş para Sapı uzun Kendi kara (Vişne) (Z. Eyüboğlu) Altı tahta Üstü tahta İçinde bir sarı softa (Badem) (Z. Eyüboğlu) Allah’tan küçük Peygamberden büyük (Kuran) (Z. Eyüboğlu) Atladım hendek İçinde kundak (Mezar) (Z. Eyüboğlu) Altı ayaklı, iki elli, iki başlı, iki boynuzlu, bir kuyruklu Ayaan-Dayaan adlı bir ihtiyar. (Öküze binmiş kişi) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Allah’ın hikmeti Kulun nimeti (Ekmek) (Z. Eyüboğlu) Altı kardeş birbirini kovalar (Yıldız) (Z. Eyüboğlu) Alçacık boylu Kadife donlu (Patlıcan) (Z. Eyüboğlu) Ak sakallı dervişler Bizim köye gelmişler Biraz horon oynamışlar Sonra dönüp gitmişler (Yağmur, kar) (Z. Eyüboğlu) Altı bakkal dükkânı Üstü miri çeşmesi Daha üstünde iki tane Kapaklı ayna Daha üstü çayır, çimen, düz ova (Ağız, burun, saçlar) (Z. Eyüboğlu) Ateye girer yanmaz Suya düşer ıslanmaz (Güneş) (Z. Eyüboğlu) Ali arkasında nalı (Sofra) (Z. Eyüboğlu) Ayağı demirden Şalvarı odundan (Bel) (Z. Eyüboğlu) Alçacık tepe Çengelli küpe (Kızılcık) (Z. Eyüboğlu) Ayaksız koşar (nehir) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Altın saat Suya batmaz (Zeytinyağı) (Z. Eyüboğlu) Altı düz üstü kambur (Fırın) (Z. Eyüboğlu) Ata da binmez, öküze de binmez, kanatsız da, ayaksız da ama her yere gider. (Rüzgar) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Alaca yılan Ağaca sarılan Vallahi yalan Billahi yalan (Kaytan) (Z. Eyüboğlu) Amcam gelir bize bize Çanakları dize dize (Ayak) (Z. Eyüboğlu) Altı su Üstü ateş (Lamba) (Z. Eyüboğlu) Altı süttür içerim Üstü çayır biçerim (Koyun) (Z. Eyüboğlu) Altın cehennem Üstü cehennem Ortası cennet (Ateş ekmeği) (Z. Eyüboğlu) At indi, Arap bindi (Sacayak tencere) (Z. Eyüboğlu) Aynı gibi ışılar Yılan gibi fışılar (Tırpan) (Z. Eyüboğlu) B harfi ile başlayan bilmeceler Bilmece bildirmece El üstünde kaydırmaca (Sabun) (Z. Eyüboğlu) Bir direk üste iki dam (Azerbaycan'da) (Burun) (Saim Sakaoğlu) Bir direk üstünde iki dam (Türkiye'de) (Burun) (S.Sakaoğlu) Ağaca çıkar insan değil Yazı yazar imam değil (Salyangoz) (Z. Eyüboğlu) Beyaz tarlaya siyah tohum seperler (Yazı) (S.Sakaoğlu) Birinin baltası yok Bıçkısı yok ev yapar (Örümcek) (Z. Eyüboğlu) Bi guşum var havayi Üsgeh yapar yuvayi Deyme guşlar yapamaz Demirçiler tökemez (Örümcehnen aği) (S.Olcay) Bi küçücüh odacıh İçi doli yongacıh (Ağıznan diş) (S.Olcay) Bizim hanada bir gelin var, herkesin elin öper (Azerbaycan'da) (Kapı) (S.Sakaoğlu) Bir gelinim var gelenin gidenin elini öper (Türkiye'de) (Kapı) (S.Sakaoğlu) Başında lenger, halvaci degil Belinde zurna, zurnaci degil Gur gur öter, gurbağa degil Gıvrılır yatar, ilan degil (Nergile) (S.Olcay) Bir guş gelir eginden Desdur alır beginden O nasi guşdur ki Yem yer göbeginden (Degirman) (S.Olcay) Bir oğlum var ismayil Sille yemiye mayıl Gulahlari demirden Köynegi var deriden (Def) (S.Olcay) Biz biz idik Otuz iki kız idik Biraraya dizildik (Dişler) (Z. Eyüboğlu) Bağlarım yürür Çözerim durur (Çarık) (Z. Eyüboğlu) Bilmece çıktı kavağa Bunu bilen olur ağa (Gölge) (Z. Eyüboğlu) Ben giderim o gider Para kadar iz eder (Değnek) (Z. Eyüboğlu) Bir karga her gün yavrusunun üstünde yatar. (kalpak) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Bir sahan şeker Dünyayı eker (Kar) (Z. Eyüboğlu) Bir küçücük mil taşı Dolanır dağı taşı (Göz) (Z. Eyüboğlu) Bayırlarda dik kulak (Tavşan) (Z. Eyüboğlu) Bir tavada iki balık Biri soğuk, biri sıcak (Ay ile Güneş) (Z. Eyüboğlu) Benim bir öküzüm var Arkadan sürülür (İğne) (Z. Eyüboğlu) Beş kardeş bir ev yapar (Çorap çivisi) (Z. Eyüboğlu) Beş bal, beş çiçek (Parmaklar ve tırnaklar) (Z. Eyüboğlu) Bir küçücük mil durur Dünya alemi güldürür (Para) (Z. Eyüboğlu) Bir kuşum var Guduğundan yumurtlar (Tüfek) (Z. Eyüboğlu) Bir kuyu İçinde suyu İçinde yılanı Ağzında mercanı (Işık) (Z. Eyüboğlu) Bir küçücük odacık İçi dolu yongacık (Ağız) (Z. Eyüboğlu) Benim bir çarşafım var Dünyayı kaplar denizi kaplamaz (Kar) (Z. Eyüboğlu) Bir küçücük fil taşı İçinde beyler aşı Pişirirsen aş olur Pişirmezsen kuş olur (Yumurta) (Z. Eyüboğlu) Bir taş attım çayıra Şavkı vurdu bayıra (Ayna) (Z. Eyüboğlu) Benimki bana yapışık Seninki sana yapışık Kitabınki ona yapışık (Ad) (Z. Eyüboğlu) Bir ıtıknamedir onun namesi Oğlunu karnında yatır annesi (İpekböceği) (Z. Eyüboğlu) Burda vurdum kılıcı Halep’te oynar ucu (Şimşek) (Z. Eyüboğlu) Biz biz idik biz idik Yüz bir tane kız idik Gece oldu dizildik Sabah oldu silindik (Yıldızlar) (Z. Eyüboğlu) Ben kar gibi beyazdım Sonra ot gibi yeşil Sonunda kan kırmızı Çocuklar beni sever (Kiraz) (Z. Eyüboğlu) Bilmece bildirmece Birbirine iliştirmece (Düğme) (Z. Eyüboğlu) Bir fırınım var Dört somun ekmek alır (Ceviz) (Z. Eyüboğlu) Bir küçücük imısıri Dünya onun esiri (Para) (Z. Eyüboğlu) Babası yamru yumru (Asma) Anası yayvan kadın (Yaprak) Oğlu sohbetlerde gezer (Şarap) Kızı Gülişan’a benzer (Salkım) (Z. Eyüboğlu) Bir küçücük nişadır Herkesi giydirir kuşatır (İğne) (Z. Eyüboğlu) Bir ağacın bin dalı var Bir dalının bir başı var (Ejderha) (Z. Eyüboğlu) Bir yiğidi bir patırtı kaçırır (Leylek) (Z. Eyüboğlu) Bir canlı dört canlıya binmiş Bu ne biçim iş (Cenaze) (Z. Eyüboğlu) Benim bir duvarım var Gece gündüz yıkılır (Yatak) (Z. Eyüboğlu) Bir küçük mil idi Küçük oda kilidi Bir akşam bize geldi Bil bakalım kim idi (Uyku) (Z. Eyüboğlu) Bize misafir geldi Yeşil mantolu siyah düğmeli Kırmızı entarili (Karpuz) (Z. Eyüboğlu) Bir küçücük evim var Sayısız külfetim var (Kibrit) (Z. Eyüboğlu) Bir sürü uşakçıklar Belinde piştovcuklar (Mısır) (Z. Eyüboğlu) Bakarsan bağ gibi Bakmazsan dağ gibi (Tarla) (Z. Eyüboğlu) Boyu minare kadar Tohumu kum kadar (Kendir) (Z. Eyüboğlu) Bir minare, dibi kale (Dünya) (Z. Eyüboğlu) Biri gider gelmez Biri yer doymaz (Duman) (Z. Eyüboğlu) Bahçede uşacıklar Başında kapacıklar (Çivi) (Z. Eyüboğlu) Başımın üstünde Bir kalbur saman (Yıldız) (Z. Eyüboğlu) Benim bir şeyim var Yılda on iki ay yer doymaz (Değirmen) (Z. Eyüboğlu) Bir köprüden üç kişi geçer Biri bakıp, basar geçer Biri bakıp basmaz geçer Biri ne basar, ne bakar, ne geçer (Anne ile kucağındaki ve karnındaki çocuk) (Z. Eyüboğlu) Bir direkli sayvan Bunu bilmeyen hayvan (Mantar) (Z. Eyüboğlu) Bir kuyum var İçinde iki türlü suyum var (Yumurta) (Z. Eyüboğlu) Cepsey’in gecelediği yerde Hopsoy gecelermiş. (At ayağının izi) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Bilmece bildirmece Resim yapar gündüz gece Duvarlara asılır Her gün ona bakılır Yapar resim bakınca Siler çabuk kaçınca Hatta gülsen sen ona O da hep güler sana (Ayna) (Z. Eyüboğlu) Birisi der ah başım Birisi der ah belim (Çivi ve tahta) (Z. Eyüboğlu) Başına vurdum Belini yardım (Çivi ile tahta) (Z. Eyüboğlu) Bir ufacık arpacık Başında var tablacık (Çivi) (Z. Eyüboğlu) Burada öğürür Karşıda böğürür (Tüfek) (Z. Eyüboğlu) C harfi ile başlayan bilmeceler Canlı biner cansızı Cansız da imansızı (Vapur) (Z. Eyüboğlu) Ç harfi ile başlayan bilmeceler Çarşıdan alınmaz Mendile koyulmaz Tadına doyulmaz (Uyku) (Z. Eyüboğlu) Çekerim ip gibi Gelir küp gibi (Kabak) (Z. Eyüboğlu) Çıtçıtlı hamam Kubbesi tamam Bir gelin aldım Babası imam (Saat) (Z. Eyüboğlu) Çarşıdan aldım bir tane Eve geldim bin tane (Nar) (Z. Eyüboğlu) Eğilmiş ağaç altında kar kararmaz. (Sincabın göğsündeki beyaz tüyler) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Çarşıdan aldım kapkara Eve geldim kıpkırmızı (Kömür) (Z. Eyüboğlu) Çayırlarda uzun uzun (Yılan) (Z. Eyüboğlu) Çınlamadan yürümez Yürürken de görünmez (Saat) (Z. Eyüboğlu) Çat diye çaktı çakmak Bunu bilmeyen ahmak (Elektrik) (Z. Eyüboğlu) Çektim ipi Gelir kulpu (Kabak) (Z. Eyüboğlu) Çadır üstünde bir kaşık yatar. (ay) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Çat çat hamam Kurnası tamam Aldığım kızın Babası imam (Saat) (Z. Eyüboğlu) Çın çın tastadır Kambur oğlu hastadır Ne yemek yer ne bir şey Ne acayip ustadır (Saat) (Z. Eyüboğlu) Çipil çipil suya girdim Çipiltisini duymadım Buyonca manto giydim Kırpıntısı görmedim (Ölü kefen) (Z. Eyüboğlu) Çadır üstüne saçılmış buğday taneleri. (yıldızlar) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Çat çatan ağacı Kırımızı gül ağacı Kırmızı gülden Kınnaptan ağacı (Gergef) (Z. Eyüboğlu) Çulli hasan ağa geldi (Pilav) (S.Olcay) D harfi ile başlayan bilmeceler Dam üstünde yarım çörek (Ay) (Z. Eyüboğlu) Dört kardeş bir kuyuya taş atar (İnek memesi) (Z. Eyüboğlu) Dört ayahli şahi geldi (Surfa) (S.Olcay) Derindir guyi Gümbülder suyi (Tüfeng) (S.Olcay) Dört yaşında Peşgir başında (Tağar) (S.Olcay) Durir tikilir,, günden güne küçülir (Mum) (S.Olcay) Dağdan gelir dadirih suyi Kimse onu dadmamışdır Culfa tohur dadirih bezi Kimse onu gäymemişdir (Damçi) (S.Olcay) Dağdan gelir öğürtme Aldı beni böğürme Çözün beni ipimden Vereyim size yükümden (Yayık) (Z. Eyüboğlu) Dağdan gelir üre üre Ayıları süre süre (Baş tarağı) (Z. Eyüboğlu) Demir tabanı sıngır sabanı Girer evlere çıkarır yalanı (Kantar) (Z. Eyüboğlu) Dağdan gelir dev gibi Eyerli arslan gibi Eğilir su içmeye Bağırır oğlak gibi (Dolap) (Z. Eyüboğlu) Dört köşedir beş değil Başı sudan hoş değil (Şeker veya sabun) (Z. Eyüboğlu) Denizi var suyu yok Dağı var ormanı yok Şehri var insanı yok (Harita) (Z. Eyüboğlu) Dağdan gelir tak gibi Kolları budak gibi Eğilir su içmeye Bağırır oğlak gibi (Tokmak) (Z. Eyüboğlu) Dağlara kar yağdı Köyleri duman bürüdü Değirmeni kurt yedi (Baş, göz, ağız) (Z. Eyüboğlu) Dışı var içi yok Dayak yer suçu yok (Top) (Z. Eyüboğlu) Dağda tak tak Suda şıp şıp Arşın ayaklı Burma bıyıklı (Balta, Balık, Leylek, Kedi) (Z. Eyüboğlu) Dışı kazan karası İçi peynir mayası (Kestane) (Z. Eyüboğlu) Dağdan gelir gıdacık Gömlek belde, kıç açık (Patlıcan, Keçi, Oğlak) (Z. Eyüboğlu) Dağda üleyman gördüm Suda Süleykan gördüm Köpük kusan taş gördüm Tuzsuz pişen aş gördüm (Ceviz) (Z. Eyüboğlu) Dağda altın çam Eve gelir can büyütür (Beşik) (Z. Eyüboğlu) Dedemin bıyıkları bir omuz (Mısır püskülü) (Z. Eyüboğlu) Dağda doğdu Dağda büyüdü Köye indi Arkası delik deşik oldu (Harman tahtası) (Z. Eyüboğlu) Dağda doğdum Dağda büyüdüm Köye indim Herkese yol oldum (Köprü) (Z. Eyüboğlu) Dünyayı kaplar Denizleri kaplamaz (Kar) (Z. Eyüboğlu) Dağda orman Dibi harman (Alın) (Z. Eyüboğlu) Dağa gider söke söke Kuru üzüm döke döke (Keçi pisliği) (Z. Eyüboğlu) Dizi dizi odalar Birbirini kovalar (Tren) (Z. Eyüboğlu) Diz kurdum önüne Uydurdum deliğine (Sandık anahtarı) (Z. Eyüboğlu) Dağdan gelir narınan Ayakları çıbarınan Nedir bunun yavuzluğu Sırçadandır temizliği (Arı) (Z. Eyüboğlu) Dört ayaklı çifte kulaklı (Sapan) (Z. Eyüboğlu) Dağdan gelir Taştan gelir Eyerlenmiş aslan gelir (Kaplumbağa) (Z. Eyüboğlu) Dünyada her şey lazım Her şeye bir şey lazım (Ad) (Z. Eyüboğlu) Dışı gün yükü İçi un yükü Ta içi odun yükü (İğne) (Z. Eyüboğlu) Düz bayır Bitli çayır (Baş, saç) (Z. Eyüboğlu) Dağdan gelir tatarine Ben onu tutarine Kanını sıktırine (Bit) (Z. Eyüboğlu) Dağdan gelir taştan gelir Götü açık enişten gelir (Keçi) (Z. Eyüboğlu) Döner döner beyaz atar (Değirmen) (Z. Eyüboğlu) Don içinde dik durur (Mum) (Z. Eyüboğlu) Damdan dama yürürsün Samur kürkü sürürsün Sen bir beyin oğlusun Niçin yayan yürürsün (Sıçan) (Z. Eyüboğlu) Değnek ucunda yemiş Onu yiyen ölmemiş Bir daha yemem demiş (Dayak) (Z. Eyüboğlu) Danesi darı Kendisi sarı Karşıda bir yiğitçik Belinde divitçik (Mısır) (Z. Eyüboğlu) Dal doruğunda İğneli fıçı (Kestane) (Z. Eyüboğlu) Dere tepe Çıngıllı küpe (Kızılcık) (Z. Eyüboğlu) Dağdan gelir Taştan gelir Beş bıyıklı enişten gelir (Muşmula) (Z. Eyüboğlu) Dal doruğunda Tüylü dede (Şeftali) (Z. Eyüboğlu) Dal doruğunda karatavuk (Zeytin) (Z. Eyüboğlu) Dağdan gelir tatarine Ayakları katarine Ben onu tutarina (Tavşan) (Z. Eyüboğlu) Dağdan gelir tatarina Ben onu tutarina Bacakları kısa kısa Kendisi tombul İsa (Tavşan) (Z. Eyüboğlu) Derin kuyu Gümbür gümbür suyu (Tüfek) (Z. Eyüboğlu) Dereden karşıya gölgesiz geçer (Nefes) (Z. Eyüboğlu) E harfi ile başlayan bilmeceler El melecik bol danecik (Değirmen) (Z. Eyüboğlu) Bir çift öküz bir danacık Ey harayı harayı Yüksek yapar yuvayı Çekmeceler çekemez Dökmeciler dökemez (Örümcek) (Z. Eyüboğlu) Ekleme ekleme Kulakları dikleme (Zincir) (Z. Eyüboğlu) Eli yok ayağı yok Köprü kurar (Buz) (Z. Eyüboğlu) Erik ağacını oyarlar İçine tinton koyarlar Ağlama tinton ağlama Şimdi kulağını burarlar (Kemençe) (Z. Eyüboğlu) Edi idi büdi idi Dün akşam yatsıdan sonra Size gelen kim idi (Uyku) (Z. Eyüboğlu) Etten kantar Altın tartar (Kulak, Küpe) (Z. Eyüboğlu) El kadar mezar Dünyayı gezer (Ayakkabı) (Z. Eyüboğlu) Ezirgânın sürtüği (Peynir) (S.Olcay) Egri bügri nere gidirsen? Tepesi delih sene ne? (Bacayınan duman) (S.Olcay) Eriye meriye Askeri vurdum geriye Ben bir kuş gördüm Arka üstü yürüye (Cenaze) (Z. Eyüboğlu) Et atar met atar Bir çekmede bin atar (Ustura) (Z. Eyüboğlu) Elle tutulmaz Gözle görülmez (Melek) (Z. Eyüboğlu) Ele sığmaz Avuca sığar (Fırın küreği) (Z. Eyüboğlu) Eğri kaşık Duvara yapışık (Salyangoz) (Z. Eyüboğlu) Elden ele belden bele Bunu bilmeyen kertenkele (Para) (Z. Eyüboğlu) Ey mermendi mermendi Kız duvara tırmandı Oğlan gelmeyince Kız duvardan inmedi (Anahtar, kilit) (Z. Eyüboğlu) El kadar yonga Dağdan domuz indirir (Tarak, bit) (Z. Eyüboğlu) F harfi ile başlayan bilmeceler Fini fini fincan İçi dolu mercan (Patlıcan) (Z. Eyüboğlu) Fır fır öter Ağ ağ töker (Azerbaycan'da) (Değirmen) (S.Sakaoğlu) Fır fır döner Ak ak döker (Değirmen) (S.Sakaoğlu) Fukara atar Zengin cebine koyar (Tükürük) (Z. Eyüboğlu) Fitli fireh Göğe direh (Cigara dumani) (S.Olcay) Fini fini fercen İçi dolu mercen Mercancılar yapamaz İçi dolu kağıt Kağıtçılar yapamaz (Nar) (Z. Eyüboğlu) G harfi ile başlayan bilmeceler Gara deve çöktü yere Bağırsağın töktü yere(Azerbaycan'da) (Deye-Çadır) (S.Sakaoğlu) Gel Leylam git Leylam Kıran üstünde dur Leylam (Beşik) (Z. Eyüboğlu) Geniş alan Denizde kalan (Ada) (Z. Eyüboğlu) Gara tawuh gakgılar Ganatlari şakgılar (Gapi) (S.Olcay) Gapgara lillim Gupguri lillim Gemihsiz lillim İlihsiz lillim (Sülüh) (S.Olcay) Gök gürler şimşek çakar Tavuk bükülmüş otlar (Demirci körüğü) (Z. Eyüboğlu) Gafdani gara mintani sari İçinden çıhdi bir goca gari (Kestene) (Z. Eyüboğlu) (S.Olcay) Garşıda gan ayahli Gına yahmış gan ayahli Bögün bir hekmete vardım Üş başli on ayahli (Gadın, Dana) (S.Olcay) Gezer mahalleyi Yalan söylemez (Kantar) (Z. Eyüboğlu) Gıdı gıdı kapılarda Dik durur bayırlarda (Ot) (Z. Eyüboğlu) Gel bizim eve koyum kıçına (Minder) (Z. Eyüboğlu) Gökten bir elma düştü Otuz iki parça oldu İkisini yediler Otuzunu yemediler (Ramazan) (Z. Eyüboğlu) Güneş görünce erir Görmeyince dal verir (Buz) (Z. Eyüboğlu) Gider gider yerinde Altın kemer belinde Gece gündüz yol gider Yine durur yerinde (Değirmen) (Z. Eyüboğlu) Gürültüsüz gezer, uğultusuz uçar. (Bulut) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) H harfi ile başlayan bilmeceler Hey ne idim ne idim Samur kürklü bey idim Felek beni şaşırttı Kızgın çöle düşürdü (Kestane) (Z. Eyüboğlu) Hanım uyandı Cama dayandı Cam kırılınca Kana boyandı (Nar) (Z. Eyüboğlu) Hoca çıkar handan Sarığı kandan Her sabah ezan verir Bilmez kıble ne yandan (Horoz) (Z. Eyüboğlu) Hanım içerde Başı dışarda (Çivi) (Z. Eyüboğlu) Hoca çıkar ağaca Arkasında poğaça (Salyangoz) (Z. Eyüboğlu) Hattur huttur Arnavuttur Ağzı yoktur Adam kapar (Isırgan) (Z. Eyüboğlu) Hezerem hezerem Taş üstünde gezerem El ne derse desin Bildiğimi yazaram (Mala) (Z. Eyüboğlu) Her heriye heriye Asker dizilmiş geriye Kuşlardan bir kuş gördüm Arka üstü yürüye (Ölü) (Z. Eyüboğlu) Horul horul uyur Mırıl mırıl konuşur (Kedi) (Z. Eyüboğlu) Hatatay matatay İnci belli kara tay (Karınca) (Z. Eyüboğlu) Hem kapalıdır, hem açık. (balık ağı) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Hanım içerde saçı dışarda Parasını el alır Dumanını yer alır (Sigara) (Z. Eyüboğlu) Hakteala beş yaratmış Beşini de eş yaratmış Üçünün üstüne gün gelmemiş İkisinin üstüne gün gitmemiş (Beş vakit namaz) (Z. Eyüboğlu) Hasretler kavuşturur Dargınlar barıştırır (Bayram) (Z. Eyüboğlu) İ harfi ile başlayan bilmeceler İnce ince kadayıf Bizim hanım çok zayıf Bir kusuru varsa Bir gözü kayıp (İğne) (Z. Eyüboğlu) İki kişi çıra tutar, iki kişi dinler, dört kişi yatak serer, bir kişi ev süpürür. (köpek) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) İstanbul’da pişti Kokusu buraya düştü (Mektup) (Z. Eyüboğlu) İki cihan selveri geldi (Ähmeh) (S.Olcay) İri gözler, ufah gözler Ardından gözler, ögünden gizler (Tırhış) (S.Olcay) İlidi milidi Küçük odanın kilidi Yenge yenge Akşam gelen kim idi (Misafir) (Z. Eyüboğlu) İki kısrak koşar, yolları yitmez, birbirinin de önüne geçmez. (kayaklar) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) İstanbul’dan bir kutu geldi Kutucular yapamadı İçinde kağıt vardı Kağıtçılar yapamadı İçinde boncuk vardı Boncukçular yapamadı (Nar) (Z. Eyüboğlu) İki ayaklı Binbir yapraklı (Tavuk) (Z. Eyüboğlu) İşte çıktım boruya Beni Allah koruya (Kale) (Z. Eyüboğlu) İki beyaz kısrak boğuşur, bir kızıl kısrak ayırır. (kişinin dişleri, dili) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) İstanbul’da bir tane İzmir’de iki tane Ankara’da hiç yok İngilizce’de pek çok (İ harfi) (Z. Eyüboğlu) İstanbul’dan gelen hacı Soğan sarımsak acı meyve verir Çiçek açmaz Nedir bunun ağacı (İncir) (Z. Eyüboğlu) Irmak kıyısında Dedemin sakalları (Yosun) (Z. Eyüboğlu) İp gibi kıvranır gider (Yılan) (Z. Eyüboğlu) İnsanoğlunun aklı Deldi boğazına taktı Altı gözlü, on ayaklı (Çiftçi) (Z. Eyüboğlu) İlim ilim ilmesi İlim kadın düğmesi Bunu bilen bilesi Bilmeyen dokuz köy veresi (Çiğdem) (Z. Eyüboğlu) İki kardeş birbirini tartar (Terazi) (Z. Eyüboğlu) İki taş arasında çat çat kırılır (Pire) (Z. Eyüboğlu) İki melek Meleğin ortasında bir direk (Burun) (Z. Eyüboğlu) İnim inim inler Cümle alem dinler (Davul) (Z. Eyüboğlu) İçi odun Ortası un Dışı gön (İğde) (Z. Eyüboğlu) İki ayaklı fil Ortasında dil (Terazi) (Z. Eyüboğlu) İstanbul’da süt pişti Kokusu buraya düştü (Mektup) (Z. Eyüboğlu) İnsan görür Allah görmez (Rüya) (Z. Eyüboğlu) K harfi ile başlayan bilmeceler Koca deve Girmez eve Kes başını Girsin eve (Şemsiye) (Z. Eyüboğlu) Kara deve çöktü yere Bağırsağın döktü yere (Çadır) (S.Sakaoğlu) Kendisi bir parmak, kuyruğu bir kulaç. (ipe geçirilmiş iğne) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Kara oğlan kapıyı bekler (Kibrit) (Z. Eyüboğlu) Kara olan kuyruğundan asılır (Tava) (Z. Eyüboğlu) Karşıdan bir ay doğdu Görenler hayran oldu Annesi beşikteyken Kızının kızı doğdu (Gül) (Z. Eyüboğlu) Kat kat döşek Bunu bilmeyen eşek Ya bunu bileceksin Ya bu gece öleceksin (Kitap) (Z. Eyüboğlu) Kes kes kesilmez. (Suyun akması) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Kale kapısından sığmaz Fındık kabuğuna sığar (Fındık içi) (Z. Eyüboğlu) Küçük ev askeri bol Şapkası var ayakkabısı yok (Kibrit) (Z. Eyüboğlu) Kurmadan işler Durmadan işler (Kalp) (Z. Eyüboğlu) Kambur durur karnı yok Dünya onun, malı yok (Köprü) (Z. Eyüboğlu) Kıyıların demirden Kendi demirden Ayırır hakkını Verir kendinden (Terazi) (Z. Eyüboğlu) Karşıda oturur Si..ni yere batırır (Körük) (Z. Eyüboğlu) Keser sapi kel kitabi Beş dali var, beş budaği (El) (S.Olcay) Kuyu kuyu İçinde suyu Suyun içinde yılan Başında mercan (Lamba) (Z. Eyüboğlu) Küçüh güveş datli aş (Fındıh) (S.Olcay) Kıllı ağzını açtı Çıplak içine kaçtı (Ayakkabı) (Z. Eyüboğlu) Küçücük bir odacık İçi dolu yongacık (Çorap) (Z. Eyüboğlu) Kara tavuk Karnı yarık Balta saplı Kıçı delik (Dişler) (Z. Eyüboğlu) Kendi gelir inişe Kulakları yokuşa (Zincir) (Z. Eyüboğlu) Kıvrımlı kaşık Duvara yapışık (Kulak) (Z. Eyüboğlu) Kara patır Kalkar gevşer Gene yatır (Makas) (Z. Eyüboğlu) Kaleden atsam kırılmaz Bir tükrüğe dayanmaz (Sigara kağıdı) (Z. Eyüboğlu) Kalede kalbur asılı İçinde kavurma basılı (Kulak) (Z. Eyüboğlu) Karanlık yerde kadı oturur Taşaklarını suya batırır (Turşu) (Z. Eyüboğlu) Karnı kurnaz Burnu kurmaz Aç durur da Susuz durmaz (Güğüm, ibrik) (Z. Eyüboğlu) Konuksever ev sahibi. (Masa) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Kapılara saç koydum Herkesleri aç koydum (Ramazan) (Z. Eyüboğlu) Küçük bir kuyu Zehirlidir suyu İçinde bir yılan Ağzında mercan (Gaz lambası) (Z. Eyüboğlu) kat kat açılır Kokusundan kaçılır (Sarımsak) (Z. Eyüboğlu) Kanadı var kuş değil Boynuzu var koç değil (Sinek) (Z. Eyüboğlu) kapının altına yoğurt dökülmüş Yıkarım yıkarım çıkmaz (Gün ışığı) (Z. Eyüboğlu) Kendisi içerde ağzı dışarda (Baca) (Z. Eyüboğlu) Karşıdan baktım pek çok Yanına vardım hiç yok (Sis) (Z. Eyüboğlu) Karşıdan gördüm dev gibi Yanına vardım ev gibi (Tren) (Z. Eyüboğlu) L harfi ile başlayan bilmeceler Lamba düştü is dedi Tava düştü tan dedi Annem geldi bul dedi (İstanbul) (Z. Eyüboğlu) Lastik gibi uzanır Bırakınca kıvranır (Yay) (Z. Eyüboğlu) M harfi ile başlayan bilmeceler Mesel mesel mal mesel Dil oynar damak keser (Makas) (Z. Eyüboğlu) Mavi atlas iğne batmaz Makas kesmez terzi biçmez (Gökyüzü) (Z. Eyüboğlu) Mel melecik Yol daracık Dördü büyük bir ufacık (El) (Z. Eyüboğlu) Mesel mesel eklendi İki fare etlendi Kurbağa kanatlandı Sefere niyetlendi (Gemi) (Z. Eyüboğlu) Men men ağacı Mendim kulaklı Tavşan gözlü Doğan ayaklı (Puhu kuşu) (Z. Eyüboğlu) Masal masal maniki Kuyruğu var on iki Kuyruğunda beni var Boynunda da çanı var (Horoz) (Z. Eyüboğlu) Masal masal malik eser Oturmuş baklava keser Bir tilki alıverdiydim Çildir çildir yüzüme bakar (Kurbağa) (Z. Eyüboğlu) Mora boyadım Ögen dayadım (Peştimbal) (S.Olcay) Masal masal maskara Ağzı burnu kapkara (Fırın) (Z. Eyüboğlu) Minare minare üstünde Minarenin üstünde bir karare Onun üstünde bir oluk Oluğun içinde balık (Bacaklar, gövde, boyun, ağız, dil) (Z. Eyüboğlu) Mini mini Küçük sini (Mercimek) (Z. Eyüboğlu) N harfi ile başlayan bilmeceler Nısfı altın Nısfı gümüş Sedef ona zarf olmuş (Yumurta) (Z. Eyüboğlu) Ne yerdedir Ne göktedir Kilitli sandık içindedir (Buzağı) (Z. Eyüboğlu) Nefesi var canı yok Derisi var kını yok (Körük) (Z. Eyüboğlu) O harfi ile başlayan bilmeceler Ormanda doğdum Ormanda büyüdüm Geldiğin zaman Karnım delik deşik (Kalbur) (Z. Eyüboğlu) O nedir ki, cesedi var, ganı yoh (Azerbaycan'da) (Kepenek-kelebek) (S.Sakaoğlu) O nedir ki, bedeni içerde, başı eşikte (Azerbaycan'da) (Mıh-Çivi) (S.Sakaoğlu) O nedir ki, baldan şirindi, zeherden acı Eyilik yapana duacı (Azerbaycan'da) (Dil) (S.Sakaoğlu) O yanı kaya Bu yanı kaya İçinde sarı maya (Yumurta) (Z. Eyüboğlu) O tarafı taş Bu tarafı taş İçinde binbir baş (Harman) (Z. Eyüboğlu) Ortasından yanar Ganadından gan damlar Canlılar oturur Cansızlar oynar (Samavar, bardahlar, çay) (S.Olcay) Orman oldum Orman büyüdüm Evde reis oldum (Kot: Bir ekin ölçüsü) (Z. Eyüboğlu) O yanı mermer Bu yanı mermer İçinde kanlı Ömer (Yumurta) (Z. Eyüboğlu) Onsuz iş olmaz Olmadık durulmaz (Su) (Z. Eyüboğlu) Oy anam Vay anam Kâkülüm dalda kaldı (Hurma) (Z. Eyüboğlu) Ö harfi ile başlayanlar Örterim uyur Açarım uyanır (Ateş) (Z. Eyüboğlu) Ötten aştı Gören şaştı Dört başlı Sekiz kıçlı (Cenaze) (Z. Eyüboğlu) S harfi ile başlayan bilmeceler Su üstünde ıslanmaz Yere düşer paslanmaz (Gün ışığı) (Z. Eyüboğlu) Sabah sabah Elini öper (Havlu) (Z. Eyüboğlu) Sıra sıra söğütler Birbirini öğütler (Diş) (Z. Eyüboğlu) Sarıdır safran gibi Okunur Kuran gibi Ya bunu bileceksin Ya bu gece öleceksin (Altın) (Z. Eyüboğlu) Sarıdır sarkar Düşerim diye kalkar (Ayna) (Z. Eyüboğlu) Sandığa girmeyen altın para. (Güneş) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Süpürdüm odacığı Oturttum hanımcığı (Ekmek fırını) (Z. Eyüboğlu) Sallanır sarkar Ateşten korkar (Bakraç) (Z. Eyüboğlu) Sallanır gider Sulanır çıkar (Kurum) (Z. Eyüboğlu) Sivri tapa geldi (Pilav) (S.Olcay) Sıra sıra devler Birbirini geveler (Kiremit) (Z. Eyüboğlu) Sarıdır ayva gibi Suludur elma gibi (Portakal) (Z. Eyüboğlu) Sırtı kara kömür değil İçi kara kömür değil (Turp) (Z. Eyüboğlu) Sari sari sarharam Düşerem diye gorharam (Hayva) (S.Olcay) Sabah oldu kalktım Hemen boynuma taktım (Entari) (Z. Eyüboğlu) Sürdüm kabardı Çektim geberdi (Cezvede kahve) (Z. Eyüboğlu) Ş harfi ile başlayan bilmeceler Şıp demeden Dala konar (Güneş) (Z. Eyüboğlu) Şakı şakı şakılar Şakı benim elimde Ulu kavak titirer Kökü benim elimde (Dokuma tezgâhı) (Z. Eyüboğlu) Şıngılli mıngılli geldi (Çatal, Gaşıh) (S.Olcay) T harfi ile başlayan bilmeceler Tap şurdadır Tap burdadır Tap kapının arkasındadır (Süpürge) (Z. Eyüboğlu) Takır tukur takraba İçindeki akraba (Beşik) (Z. Eyüboğlu) Tel tel kadayıf Bizim hanım çok zayıf Bir kusuru var ise O da bir gözü kayıp (İğne) (Z. Eyüboğlu) Tavuktan küçük İnsandan yüksek (Kasket) (Z. Eyüboğlu) Tıngır elek Tıngır saç Gece toktur Gündüz aç (Oruçlu) (Z. Eyüboğlu) Takur tukur takanı İçindedir bakanı İki tulum azığı Altındadır kazığı (Beşik) (Z. Eyüboğlu) Toprağı beyaz Tohumu kara Elle ekilir Dille biçilir (Defter, mürekkep, yazmak, okumak) (Z. Eyüboğlu) Toprakta biter Makine büker Her sabah kalkar Yüzünü öper (Havlu) (Z. Eyüboğlu) Taştan elciği var Ağaçtan dilciği var (Bulgur taşı) (Z. Eyüboğlu) Tavuk gibi kakıldar İçindeki şakıldar (Kalbur) (Z. Eyüboğlu) Tangır elek tangır saç Un elerim karnım aç (Kar) (Z. Eyüboğlu) Taştandır demirdendir Yediği hamurdandır Dünyaları doyurur Kendi doymaz nedendir (Değirmen) (Z. Eyüboğlu) Tohumsuz biter Dünyaya yeter (Tuz) (Z. Eyüboğlu) Ten ten tena Dumanı fena Bir temenna çak Söyleyim sana (Yel) (Z. Eyüboğlu) U harfi ile başlayan bilmeceler Uzun kuyu Gümbür suyu (Tüfek) (Z. Eyüboğlu) Uzun uzun dervişler Akşam bize gelmişler Bir horoncuk tepmişler Bir yemecik yemişler Kemençesiz gitmişler (Yağmur) (Z. Eyüboğlu) Uzun uzun uzanar Al yaşıla boyanar Gırmızı don geyer Erş üzüne uzanır (Azerbaycan'da) (Ağaç) (S.Sakaoğlu) Uzun uzun uzanır Yeşile boyanır Kırmızı don giyerek Arşa kadar uzanır (Ağaç) (S.Sakaoğlu) Uzundur sırık gibi Ekşidir koruk gibi Her eve girer çıkar Yolunmuş tavuk gibi (Dilenci) (Z. Eyüboğlu) Uzun uzun abalar Ak bakallı babalar Gelir gider duramaz Gece gündüz çabalar (Dalga) (Z. Eyüboğlu) Uzun uzun uzular Boynuzundan kuzular (Fasulye) (Z. Eyüboğlu) Uzun uzun uz yatar Yavruları düz yatar (Çatı direği) (Z. Eyüboğlu) Uzaktan baktım birçok Yanına vardım hiç yok. (Güvercin) (Z. Eyüboğlu) Ü harfi ile başlayan bilmeceler Üç bacı birbirini govar (Azerbaycan'da) (Çorap mili-şişi) (S.Sakaoğlu) Beş kardeş birbirini kovalar (Çorap şişi) (S. Sakaoğlu) Üstü mermer Altı mermer İçinde hanım terler (Yumurta) (Z. Eyüboğlu) Üsdi yonca biçerem Alti göze içerem (Goyun) (S.Olcay) Ülüzgârı goydum yola Gätdi wurdi guri dala Guri dallar yannandi Cansız daşlar cannandi (Yel degirmani) (S.Olcay) Ünledim setten Sesi gelir betten (Horoz) (Z. Eyüboğlu) V harfi ile başlayan bilmeceler Vıkka da vıkka Yıkka da yıkka Ortası hokka Şokka da şokka (Hamur) (Z. Eyüboğlu) Y harfi ile başlayan bilmeceler Yere girer paslanmaz Suya girer ıslanmaz (Gölge) (Z. Eyüboğlu) Yük üste gıllı yumag (Azerbaycan'da) (Pisig) (S.Sakaoğlu) Yük üstünde gıllı yumak (Türkiye'de) (Kedi) (S.Sakaoğlu) Yer altında kazan kaynar (Karınca) (Z. Eyüboğlu) Yer altında sakallı baba (Soğan) (Z. Eyüboğlu) Yedi delikli tokmak Bunu bilmeyen ahmak Ya bunu bileceksin Ya bu gece öleceksin (Baş) (Z. Eyüboğlu) Yarım kaşık Duvara yapışık (Kulak) (Z. Eyüboğlu) Yapan kullanmaz Alan kullanır Kullanan görmez (Tabut) (Z. Eyüboğlu) Yürür iz etmez Hızlı gider toz etmez (Güneş) (Z. Eyüboğlu) Yer altında kilitli sandık (Tabut) (Z. Eyüboğlu) Yer altında küflü dede (Pazı) (Z. Eyüboğlu) Yeşil ehrami Gara çubuği Gırmızi enterisi Bayaz leçegi Gara gopçasi (Garpız) (S.Olcay) Yere vurdum yumruğu Allahımın kulu Otuz okka kendisi Otuz okka kuyruğu (Ramazan) (Z. Eyüboğlu) Yer altında sarı kız Fide fideler (Köstebek) (Z. Eyüboğlu) Yer altında yağlı kendir (Yılan) (Z. Eyüboğlu) Yer altında gezer Yedi gelinden güzel (Saban demiri) (Z. Eyüboğlu) Yer yer de doymaz. (Değirmen taşı) (Y.Vasilyev-F.Kirişçioğlu) Yazı yazar kâtip değil Duvara çıkar kedi değil Boynuzu var inek değil Yük taşır öküz değil (Salyangoz) (Z. Eyüboğlu) Yürür yürür iz etmez Hızlı gider toz etmez (Gemi) (Z. Eyüboğlu) Yukardan aşağı iki gelin gelir Beş halayık karşı gelir Aldım ele, vurdum yere Allah belasını vere (Beş parmak, sümük) (Z. Eyüboğlu) Yol üstünde kaba bohça (Hayvan pisliği, gübre) (Z. Eyüboğlu) Yer altında kızıl tencere (Pancar) (Z. Eyüboğlu) ERZURUM AĞZI Prof. Dr. Selâhattin Olcay "Erzurum Ağzı" adlı yapıtının önsözünü Mayıs 1966'da kaleme almıştır. Bu önsözde "Erzurum ağzı adı altında sunmuş bulunduğumuz bu incelemede, ne coğrafî ne de idari sınırlar içinde kalan geniş bir bölge halkının dili ele alınmıştır. Burada sadece, Erzurum şehrinde çok uzun yıllardan beri oturmakta bulunan, en yakın bir köy ile bile ilgileri olmayan yerli halkın ağzı incelenerek onun Türkiye Türkçesi yazı diline göre farklı yönleri açıklanmakta, diğer Türk şive ve ağızları içindeki yeri belirtilmeye çalışılmaktadır" der. Olcay, 1960'lı yılların başında Erzurum'daki Atatürk Üniversitesi'nde başladığı görevi sırasında bölge ile ilgili bir dil çalışması yapmaya karar verir ve bu çalışmasını bir kitap ile sonuçlandırır. Okuduğunuz bilmeceler bu yapıtın 104 ile 106. sayfaları arasındaki "Bülmeceler" bölümünden alıntılanmıştır. İSMET ZEKİ EYÜBOĞLU İsmet Zeki Eyüboğlu 1925 yılı Trabzon Maçka doğumludur. Almanca, Latince ve Farsça'dan çevirileri bulunan Eyüboğlu, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Klâsik Filoloji ve Tarih bölümünde de okudu. Bizim alıntı yaptığımız bilmeceler yazarın "Anadolu İnançları-Anadolu Üçlemesi" adlı üç ciltlik yapıtının birinci cildinin 238. sayfasından başlamaktadır. Yapıt Toplumsal Dönüşüm Yayınları tarafından 1998 yılında yayımlanmıştır. TAABIRINNAR* Saha (Yakut) Halk Edebiyatı Örnekleri adlı yapıt Türk Dil Kurum yayınları arasında 1996 yılında çıktı. Öğretim Üyeleri Yuriy Vasilyev, M.Fatih Kirişçioğlu ve Gülsüm Killi tarafından yapılan çevirilerden oluşan bu yapıt Türkler'in Kuzey Buz Denizi kıyısındaki bu akrabalarına ait dünyadan olağanüstü güzellikte bir kesit sunuyor. Sahalar bilim insanlarının ileri sürdüğü teze göre yaklaşık 1000 yıl önce Orta Asya'dan kopup kuzeye yöneldi. Yalıtılmış bir durumda altı yüz yıl yaşadıktan sonra Ruslar'ın egemenliği altına girdi. Tunguzca kökenli Yakut adı yerine onlar kendilerine Saha diyorlar. Devletlerinin adı da Saha Cumhuriyeti. Sahalar yalıtılmış durumları dolayısıyla Türkçe'nin en özgün haline sahip olarak kaldılar. Bu bilmeceler işte bu yapıtın 53-60. sayfalarından alıntılanmıştır. (Eduard Karloviç Pekarskiy'nin Saha lehçesi ile ilgili dev yapıtı ‘Saha Dili Sözlüğü’nde toplam 25 bin sözcük bulunmaktadır. Sözlük, 23 yılda 13 cilt olarak basılmıştır. Mustafa Kemal'in en büyük özlemlerinden biri de Pekarskiy'nin bu yapıtının Türkçe'ye çevrilmesi olmuştu. Bu konuda çalışmalar da yapıldı. Onun emriyle bir komisyon oluşturuldu ve sekiz ayda çeviri tamamlandı. (Hayal gibi geliyor değil mi, sekiz ayda 13 ciltlik bu devasa yapıt Türkçe'ye kazandırıldı.) Ancak yıl 1937 idi ve Türkiye bu büyük devrimcisini kaybetmek üzereydi. Öykünün gerisi tahmin ettiğiniz gibidir. İlk cildi (658 sayfa) ancak 1945 yılında basılabilen bu yapıt o günden beri Anıtkabir Müzesi ile Türk Devrimi Kütüphanesi'nde uykuya yatırılmıştır.) *Taabırınnar Saha dilinde Bilmeceler anlamına gelmektedir.